Diyabet

DİYABETES MELLİTUS (ŞEKER HASTALIĞI ) NEDİR? NASIL OLUŞUR?

Diyabetes Mellitus, insülin eksikliği ya da insülin etkisindeki defektler nedeniyle organizmanın karbonhidrat ,yağ ve proteinlerden yeterince yararlanamadığı, sürekli tıbbi bakım gerektiren, kronik bir metabolizma hastalığıdır.

 Tip 1 Diyabet hastalığında mutlak insülin eksikliği vardır. Genetik yatkınlığı (riskli doku grupları) bulunan kişilerde çevresel tetikleyici faktörlerin (virüsler, toksinler, emosyonel stres) etkisiyle otoimmunite tetiklenir ve ilerleyici Beta-hücre hasarı başlar. Beta-hücre rezervi %80-90 oranında azaldığı zaman klinik diyabet semptomları ortaya çıkar.

Tip 2 diyabet hastalığı iki şekilde oluşur.

  1. İnsülin direnci :Hücre-reseptör defektine bağlı olarak organizmanın ürettiği insülinin kullanımında ortaya çıkan sorunlar nedeniyle şeker hücre içine girip enerji olarak kullanılamaz (hücre içi hipoglisemi vardır!). Periferik dokularda (özellikle kas ve yağ dokusunda) insülinin etkisi yetersizdir. Kas ve yağ hücresinde glukoz tutulumu azalmıştır.
  2. İnsülin sekresyonunda azalma :Pankreas, kan glukoz düzeyine yanıt olarak yeteri kadar insülin salgılayamaz. Karaciğerde glukoz yapımı aşırı derecede artmıştır. Hepatik glukoz yapımı artışından insülin sekresyon defekti ve sabaha karşı daha aktif olan kontrinsüliner sistem hormonları (kortizol, büyüme hormonu ve adrenalin; Dawn fenomeni) sorumludur. Genellikle insülin direnci tip 2 diyabetin öncesinden başlayarak uzun yıllar tabloya hakim olmakta, insülin sekresyonunda ciddi azalma ise diyabetin ileri dönemlerinde veya araya giren hastalıklar sırasında ön plana geçmektedir.

DİYABET BELİRTİLERİ

TİP 1 ŞEKER HASTALIĞI, genellikle 30 yaşından önce başlar. Okul öncesi (6 yaş civarı), puberte (13 yaş civarı) ve geç adolesan dönemde (20 yaş civarı) üç pik görülür. Şeker yüksekliğine bağlı ağız kuruluğu,çok su içme, çok yemek yeme, idrara sık çıkma,açlık hissi, kilo kaybı ve yorgunluk gibi semptom ve bulgular aniden ortaya çıkar.  Hastalar sıklıkla zayıf ya da normal kilodadır. Şeker komasına( Diyabetik ketoasidoza  yatkındırlar. Tip 1 şeker hastalarının bir kısmında ilk tanı anında şeker koması görülebilir.

TİP2 ŞEKER HASTALIĞI, çoğunlukla 30 yaş sonrası ortaya çıkar, ancak obezite artışının sonucu olarak özellikle son 10-15 yılda çocukluk veya adolesan çağlarında ortaya çıkan tip 2 diyabet vakaları artmaya başlamıştır.  Güçlü bir genetik yatkınlık söz konusudur.  Hastalar sıklıkla şişman veya fazla kiloludur [Beden kitle indeksi (BKİ) >27 kg/m2).  Hastalık genellikle sinsi başlangıçlıdır. Pek çok hastada başlangıçta hiçbir semptom yoktur.  Bazı hastalar ise bulanık görme, el ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma, ayak ağrıları, tekrarlayan mantar infeksiyonları veya yara iyileşmesinde gecikme nedeniyle başvurabilir.

DiYABET SIKLIĞI 

2010 yılında tüm dünyada 285 milyon diyabet hastası olduğu tahmin ediliyordu, vakaların yaklaşık %90 nını tip2 diyabet hastalığı oluşturmaktaydı. 2013 yılında idf verilerine göre dünyada 381 milyon diyabetli olduğu, 2030 yılında bu sayının ikiye katlanması bekleniyor.

Peki bu artışın sebebi ne ? Gelişmekte olan ülkelerde şehirleşme ile beraber hayat tarzı değişikliği, batı tipi beslenmenin artışı, çevresel etken (diyet değişikliği, rafine ve hazır gıda tüketiminin artışı) ve hareketsizlik şişmanlık ve şeker hastalığını artıran sebeplerden bazıları.

  • Dünyada 2010 yılında 285 milyonun üzerinde diabetik olduğu ve 2030 yılında bu rakamın iki katına çıkacağı tahmin edilmektedir.
  • Çinde 2010 yılında yapılan bir çalışmaya göre şeker hastası sayısı 92 milyon, prediyabetlerin sayısı 150 milyon olarak bulunmuş.  Hindistan’da nüfusun %7,1(62 milyon ) diyabetlei bulunmakta ve her yıl 1 milyon diyabetli hayatını kaybetmektedir.
  • İngiliterede 3,8 milyon diyabetli olduğu 2030 yılında bu sayının 6,2 milyon kişiye çıkacağı tahmin ediliyor. ABD ‘de 2012 yılında nüfusun %9,3 (29,1 milyon) diyabetli olduğu tahmin ediliyor. ABD’de 8 milyon diyabetli hastalığının farkında değil.
  • Satman ve arkadaşlarının 1997 deki araştırmasında (TÜRDEP-1) Türkiye’de yetişkin diabeti sıklığı % 7,2, bozulmuş glukuz toleransı % 6,5 bulunmuştur. TÜRDEP-2 (2010 yılı)  DE DİYABET SIKLIĞI %13,7, Bozulmuş glukoz intoleransı sıklığı %12 olarak bulunmuştur. Türkiye’de 7 milyon diyabetli olduğu tahmin ediliyor , hastaların yarısı hastalığının farkında değil.
  • Genç hastalarda tip 2 diyabet sıklığı artmaktadır.
  • Körlük : >40 yaş üstü diyabet hastalarının %28 de retinopati bulunmaktadır. Körlüğün en sık sebeplerinden biridir.
  • Böbrek yetmezliği : Diyabetik ölümlerin %44 sebebi böbrek yetersizliğidir.
  • Amputasyonlar : Yaralanmalar dışındaki alt ekstremitelerdeki amputasyonların %60 oranında şeker hastalığına bağlıdır.
  • Kardiovasküler hastalıklar : Diabetiklerde kalp hastalıkları, diabetik olmayanlara göre 2 – 4 kez fazla görülmektedir. İnme ise 1,7 kat daha sık görülmektedir.

ŞEKER HASTALIĞI RİSK GRUPLARI

Aşağıdaki durumlarda diyabet riski yüksektir. Bu durumlarda açlık kan şekeri  normal sınırlarda olsa bile OGTT (şeker yüklemesi )  yapılması önerilmektedir. Risk gruplarına dahil kişilerin daha genç yaşlardan itibaren ve daha sık aralıklarla araştırılması gereklidir.

  • Hareketsiz yaşam sürmek
  • Obezite (özellikle santral tipte)
  • Birinci derece akrabalarda diyabet varlığı
  • İri bebek doğurma ya da gebelikte şeker hastalığı  öyküsü
  • Hipertansiyon (kan basıncı ≥140/90 mmHg ya da hipertansiyon tedavisi)
  • Dislipidemi (HDL-kolesterol <35 mg/dl ve/veya trigliserid >250 mg/dl)
  • Polikistik over sendromu
  • Önceki testlerde bozullmış açlık glukozu (aç durumda kan şekerinin >100 mg /dl  üzerinde olması) veya Bozulmuş Glikoz Toleransı ( şeker yüklemesinden  2. saat  ölçülen kan şekerinin  >140 mg/dl ) üzerinde saptanması
  • Ağır insülin direnci ile seyreden sağlık sorunlarının varlığı (örn. akantozis nigrikans)
  • Erken yaşta kardiyovasküler hastalık öyküsü
  • Atipik antipsikotik ilaç kullanma
  • Şizofreni öyküsü bulunan kişiler

ŞEKER YÜKLEME TESTİ (OGTT)OGTT sırasında dikkate alınması gerekli bazı kurallar aşağıda belirtilmiştir:

  1. Testten önce, en az 3 gün yeterli miktarda KH (≥150 g/gün) alınmalı ve her zaman ki  fizik aktivite yapılmalıdır.
  2. Test en az 8 saatlik açlık sonrası sabah uygulanır.
  3. Testten önceki akşam 30-50 g KH içeren bir öğün tüketilmesi önerilir. Örnek,aşağıdaki besin gruplarından her biri 12-15 gram karbonhidrat içerir. Buna göre bir öğün planlaması yapılabilir. 1 orta boy meyve ,1 ince dilim ekmek ,4 yemek kaşığı baklagil ,2-3 yemek kaşığı makarna 2-3 yemek kaşığı bulgur ,1 su bardağı süt/yoğurt
  4. Test öncesinde ve sırasında su içilebilir, ancak çay/kahve gibi içecekler veya sigara içilmesine müsaade edilmez.
  5. Test sırasında kişinin istirahat halinde olması gerekir.
  6. Karbonhidrat toleransını bozan ilaçların kullanılması, hareketsizlik e ve akut/kronik infeksiyon gibi durumlarda şeker yüklemesi yapılmamalıdır.
  7. Açlık kan örneği alındıktan sonra standart olarak 75 g anhidröz glukoz veya 82.5 g glukoz monohidrat 250-300 ml su içinde eritilip 5 dakika içinde içirilir.
  8. Glukozlu sıvının içilmeye başladığı an, testin başlangıcı kabul edilir. Bu noktadan 2 saat sonraki kan örneği alınır.
  9. Çocuklarda verilecek glukoz miktarı 1.75 g/kg (maksimum 75 g)’dır.
  10. Gebelerde 24-28. haftalar arasında 50 gram şeker yüklemesi herhangi bir anda (aç-tok fark etmez) yapılır. Şeker tarama testinde 1.saat glukoz değeri >130 mg/dl üzerinde olan hastalara 75 gram OGTT (2 saatlik) veya  100 gram OGTT (3 saatlik )yapılabilir.
  11. Glukoz konsantrasyonu hemen ölçülemeyecekse, kan örneğinin sodyum florürlü (1 ml tam kan örneği için 6 mg) tüplere alınması, hemen santrifüj edilerek plazmanın ayrılması ve glukoz ölçümü yapılıncaya kadar dondurulması gerekir.