Endokrin hastalıklar ve bozukluklar

Diyabetes Mellitus (Tip 1, Tip 2 Diabetes Mellitus, MODY,  LADA, Gebelik Diyabeti ) : Diyabet, insülin eksikliği, insülin direnci veya her ikisinin birlikteliği sonucu kan şekerinin  yükselmesine yol açan sistemik ve metabolik bir hastalıktır. İnsülin pankreas bezinden salgılanan bir hormondur. Tip 2 diyabet sıklığı gelişmiş ülkelerde %5-10 arasındadır. Ülkemizde 2010 yılında yapılan TÜRDEP-2 çalışmasının sonuçlarına göre tip 2 diyabet sıklığının 12 yıl içinde %90 oranında artığı ve sıklığının %13.7’ye vardığı görülmüştür. Prediyabet (şeker öncesi durum, gizli şeker ) oranı %12 cıvarında çıkmıştır. Bu sonuçlara göre ülkemizde 7 milyona yakın şeker hastası olduğu ve bunların yarısnın şeker hastalığının farkında olmadığı ortaya çıkmıştır. Şeker hastalığının başlangıç semptomları poliüri (fazla idrara çıkma), polidipsi(fazla yemek yeme) , noktüri (gece idrara çıkma), çok yemek yemeye rağmen kilo kaybı, ağız kuruluğu, halsizlik, deri  ve idrar yolu enfeksiyonları, tekrarlayan mantar enfeksiyonları, görme bulanıklığı, kaşıntı olarak sayılabilir. Bazı hastalarda hiçbir şikayet olmayabilir, rutin kan biyokimya taraması sırasında farkedilebilir. Şüphesiz şeker hastalığı sıklığının bu kadar artmasının en önemli nedenleri; hareketsiz yaşam, hazır rafine gıda tüketiminin artışı, obezite sıklığının artması, fastfood beslenme alışkanlığıdır. Diyabet tanı kriterleri şunlardır: açlık kan şekeri≥126 mg/dl, 75 gram oral glukoz yükleme testinde 2. saat plazma glukozu≥200 mg/dl, rastgele bakılan plazma glukozu ≥200 mg/dl, HbA1c≥%6.5,. Açlık kan şekeri 100-125 mg/dl arasında saptanırsa bozulmuş açlık glukozu, 2 saatlik yükleme sonrası 2. saat plazma glukozu 140-199 mg/dl arasında saptanırsa bozulmuş glukoz toleransı olarak adlandırılır. Bu iki durumdan birinin veya ikisinin birden varlığına “prediyabet” denilmektedir.

 

Obezite (Şişmanlık): Vücut yağ oranının anormal ve aşırı artması olarak tanımlanan obezite, ülkemizde ve dünyada sıklığı çok hızlı artan ve neredeyse toplumun yarısını etkileyen , çok sayıda komplikasyonu olan önemli bir hastalıktır. Ülkemizde de kadınlarda %44, erkeklerde %27 olarak bulunmuştur. Aşırı ve yanlış beslenme ve hareketsizlik en önemli nedenler olarak kabul edilebilir. Ayrıca hormonal ve metabolik etkenler, genetik yatkınlık, psikolojik problemler, çeşitli ilaçlar obeziteye neden olabilir. Obezite değerlendirmesinde kullanılan birçok yöntem olmakla birlikte en çok kullanılan ve kabul görmüş yöntem vücut kitle indeksi ve bel çevresinin belirlenmesi esasına dayanır. vücut kitle indeksi, vücut ağırlığının (kg) boy uzunluğunun karesine (m2) bölünmesi ile elde edilir. Vücut kitle indeksi’nin >%25-30 oranında olması fazla kilolu,VKİ > 30 üzerinde olması obezite , VKİ > 40 üzerinde olması morbid obezite olarak tanımlanır.  Vücut ağırlığında %5-10 kadar bir azalma bile obeziteyle ilgili risk faktörlerinde önemli bir azalma sağlar.

 

İnsülin Direnci : Açlık kanında insülin seviyesi yüksekliği ile seyreden, şeker hastalığı öncüsü , kilo alımına sebep olan önemli bir hastalıktır. İnsülin direnci HOMA indeksi ile hesaplanır. HOMA-İndeksi >2,5 üzerinde olması insülin direncini gösterir. İnsülin direnci halsizlik, yorgunluk, uyuklama ihtiyacı, tatlı ihtiyacının artması ve şeker dengesizlikleri ile seyreder. Diyet/egzersiz ve bazı durumlar ilaçlarla tedavi edilebilir.

 

Hipoglisemiler (şeker düşüklüğü): Hipoglisemi diyebilmek için herhangi bir anda kan şekerinin < 50 mg/dl altına düşmesi, semptom olması (çarpıntı,sinirlilik,terleme,uyuklama hali) ve semptomların şeker alımı ile düzelmesi gerekmektedir. Sınıflandırma açlık ve tokluk hipoglisemileri olarak sınıflandırılabilir. Sebebine yönelik ayrıntılı testler yapılması ve sebebin ortadan kaldırılması ile tedavi edilebilir.